28 Ocak 2013 Pazartesi

Köy fırını

Çok zamandır bahçeye bir fırın yapmak istiyor ama ne kadar kullanılacağından emin olamadığım için erteliyordum. Eminim bahçesinde fırını olan ve yapılış öyküsünü internette yayınlayan çoğu kimsenin evinde elektrikli ankastre veya solo fırını da var. Bahçedeki fırın yapıldıktan sonra hevesle birkaç kez yakılıyor fakat sonrasında pek de kullanılmıyor diye düşünüyordum. Ta ki evdeki fırında koku yüzünden balık yemeklerinin yapılması yasaklanana kadar.



Fırının yapılacağı yer burası. Çok büyük bir alan değil yaklaşık 200 cm x120 cm boyutlarında bir alan.
Küçük bir fırın olmasını ve az bir ateşle ısınmasını istiyorum. Fırın için 120 x 120 boyutlarında bir alan ve yan tarafında da bir hazırlık tezgahı olacak şekikde fırsat buldukça zemin için bahçeden taş topluyorum. Fırın yapmayı kafaya koyduktan sonra internette birçok araştırma yaptım. Alternatifler; kil fırın,  tuğla fırın ve metal fırınlar üzerinde yoğunlaşıyordu. Birgün çalıştığım şirketin bahçesinde dolaşırken bir kenara atılmış hurdaya gidecek bir hidrofor genleşme tankını görünce metal - tuğla hibridi bir fırın yapmaya karar verdim. Bu arada üstteki fotoğrafa yandan dahil olan arkadaş birkaç evlik alandaki sürümüzün yeni üyesi "Duman". Çalışmayı dikkatle izliyor.

Yukarıdaki tankı görür görmez proje hemen şekillendi.
Metal gövde önce kırmızı ile işaretli yerden kesildi.
Kesildikten sonra bu yönde kullanılacak.
Ön kısımda 45 cm genişliğinde bir giriş deliği açılacak.
Atölyede bu işlemler yapıldıktan sonra önüne kaynaklanan ilave parçalar ile son görüntü bu hale geldi. Şimdilik proje bu aşamaya kadar ilerlemiş durumda. Tankın gövdesi oldukça kalın bir metalden üretilmiş, üstten de yalıtılırsa bir kez ısındıktan sonra gövdesi üzerinde ısıyı oldukça uzun bir süre koruyacaktır diye düşünüyorum. Bu metal gövde fırın tamamen bittikten sonra kapak hariç görünmeyecek. Dıştan tuğla ile kaplanacak. Şimdilik yapılanlar bu kadar, yaza kadar diğer işlerden fırsat buldukça yavaş yavaş yapmayı planlıyorum. Mümkün olduğunca yardımcı kullanmadan kendim yapmaya çalışacağım.




27 Ocak 2013 Pazar

Gökkuşağı


Daha önce sanırım Yağmur suyu toplama ile ilgili yazımda Muğla'nın yağış rejiminden bahsetmiş ve ülkemiz yağış sıralamasında Rize, Artvin ve Trabzon'dan sonra 4.sırada olduğunu yazmıştım. Ancak burada yaşamaya başlayınca aradaki bazı farkları insan çok daha iyi görüyor. Karadeniz bölgesine 2006 ve 2009 yılında iki kez gittim. İlkinde Haziran ayı, ikincisinde ise Ağustos ayıydı. Her iki seferinde de yaklaşık 10 gün Kaçkarlarda dolaştım ve yağmur yağmadığı güne rastlamadım.  Karadeniz Bölgesinin bu en doğu kısmında yılın hemen her mevsiminde ve hemen her gün yağış var. Muğla da ise yağışlar neredeyse yılın yalnızca 6 ayına toplanmış durumda ve inanılmaz şiddetli yağıyor.

Bu yıl Eylül, Ekim aylarında neredeyse hiç yağmur düşmedi, Kasımda ise çok az.
Aralık ayıyla birlikte yıllardır İstanbul'da yaşayan biri olarak görmediğim şiddette yağmurlar başladı.   İki aydır o kadar çok yağmur yağdı ki; kurumuş taşlaşmış topraklar artık yağmur suyuna doydu ve suyu çekmiyor. Sular artık arkamızdaki Kale dağından dere olup aşağılara akıyor. Birçok tarlayı su basmış durumda. Yürüyüş yaptığım yerlerde küçük göletler ve derecikler oluştu. Tüm sulama göletleri dolmuş durumda.  Ve kanımca geçmiş yıllara göre istatistiklerin çok üzerinde bir yağışla karşı karşıyayız.

Muğla'nın ortalama aldığı yıllık yağış miktarı m2'e 670 litre, ya da diğer bir deyişle 670 mm. Bence şu ana kadar sanki bu rakamın iki katı yağmur yağdı buralara bu sene. Çünkü bahçede duran 50 cm'lik açık plastik kaplar birkaç sefer doldu ve boşaldı, bu kaplar yalnızca yağmur damlaları ile doluyor, bir yerden akan bir su yok. İstatistiklere göre Ocak ayında 15 cm yağış almalıydık ama bazen günde 15 cm yağış oluyor.




Burada yağmur yağmaya başlayınca elektrikler hemen kesiliyor. Ya yağmurun şiddetinden ya da havadaki elektrik (şimşek, yıldırım) fazlalığından altyapı hemen bir yerden arıza yapıyor. Gökgürültüsünden camlar titriyor neredeyse. Olmadı bahçedeki tesisatlardan bir yerden bir kaçak oluyor ve bizim kaçak akım rölemiz atıyor. Elektrik, telefon ve internet maalesef kesiliyor. Ama herşeye rağmen yağmur sonrasında yukarıdaki manzara bu olumsuzlukları unutturuyor.  Yağmur mevzi yağdığı zamanlarda güneş açarsa hemen aksi istikamette bir veya bazen üstüste iki gökkuşağı görebilirsiniz.  Bunlar farklı zamanlarda çekilmiş yağmur sonrası görüntüleri.