26 Temmuz 2011 Salı

Kireçli Su

Köyde kullandığımız suyun armatürler ve duşakabin camları üzerinde bıraktığı beyaz lekeler ve yıkandıktan sonra ciltte yarattığı kuruluk üzerine bu konuyu araştırmaya başladık. Aldığım iki şişe su örneğini İstanbul'a getirip birini bir arıtma firmasına diğerini ise İSKİ'nin laboratuarına tahlil için gönderdim. Sonuç zaten baştan da belli olduğu gibiydi. Sudaki toplam kalsiyum (CaCo3) litrede 300 mg seviyesinde, sertlik derecesi ise 30 fr yani oldukça sert ve kireçli sular sınıfına giriyor. Sert ve kireçli suların tesisat ve makinelere zararının yanında çeşitli cilt rahatsızlıkları yaratabildiğini biliyoruz. Derin kuyu suları genelde yeraltındaki kireç gibi mineraller ile fazlasıyla temas halinde oldukları için oldukça sert oluyor. Köyümüz ve kuyular denize uzak olduğu için suda tuzluluk problemimiz yok.
Bu sonuçlardan sonra önlem olarak yapılması gereken en mantıklı çözüm katyonik reçineli su yumuşatma cihazlarından bir tane alıp takmak gibi görünüyor. Bu konuda biraz araştırma yapınca çok farklı fiyatlarda cihazlar olduğunu gördük.  Bu cihazların içerisinde sudaki kireci yakalayan 15 - 30 Lt reçine var. Reçinenin de  bir kapasitesi oluyor örneğin 180 Fr / m3 gibi. Yani suyunuzun sertliği 30 fr ise cihaz 6 m3 su yumuşattıktan sonra reçine kirece doymuş oluyor ve rejenerasyon işlemine (tuzla yıkama) tabi tutulması gerekiyor. Cihazın üzerindeki akıllı valf otomatik olarak bu işlemi zamana veya debiye (geçen su miktarına ) bağlı olarak yapabiliyor. Çıkışını da kanal sisteminize veriyorsunuz. Böylece reçine de kireçten temizlenmiş yeniden kullanıma hazır oluyor. Böyle kaç yıl gidiyor bilmiyorum ama belli bir süre sonra da herhalde reçineyi de değiştiriyorsunuz.
Bizim evsel kullanımımızı ayırırsak ayda iki rejenerasyon yetebilir. Cihazlar her rejenerasyonda 6 Kg (aslında cihaza ve reçine miktarına göre değişiyor) tuz tüketiyor. (tablet tuz) Tuzu çuvalla ve toptan alırsanız kilogramının 50 - 60 kuruş gibi bir fiyatı olduğunu öğrendik. Ama kullanmak zorunda olduğunuz kireç çözücüler ve deterjan gibi masrafları düşünürseniz ayda 12 Kg tuz tükerimi çok büyük bir işletim maliyeti değil...
Sonunda kararımızı ve siparişimizi verdik... İlgilenenlere ürün ve firma hakkında detaylı bilgi verebilirim.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Kargıcak

Kargıcak ya da diğer adıyla Balıkçı Koyu, denize girmek için geçen yıl keşfettiğimiz küçük bir balıkçı limanı. Pırıl pırıl suyu ve çakıltaşı plajı ile keyifle denize girilebilecek bir koy. Herhangi bir tesis yok ama böyle sessiz ve bakir olmasını biz daha çok sevdik.




Kendi şemsiyenizi götürürseniz biraz dinlenmek ve serinlemek için çok güzel. Bu koy daha çok bilenler ve yerli halk tarafından tercih edilen bir plaj. Geçen yıl gittiğimde Sea Garden'dan yürüyerek gelen yabancı turistler de vardı. Ayrıca günlük jeep safari turlarının da uğrak noktalarından bir tanesi. Umarım böyle de kalır ve buraya da bir otel vs yapılmaz.


Gitmek isteyenler için Çiflik'den dönülen (Yalıçiftlik)yolunun biraz bozuk olduğunu söyleyelim, aracınız taşlı, bozuk toprak yollara uygun değilse gitmeyin.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Yol ve köprü

Alttaki bahçemizin geçen kışa ait bir görüntüsü aşağıdaki gibi, çamur içerisindeydi, arabayı bıraktığımız noktadan eve gelene kadar çamura bulanıyorduk. Bu kadar çamur olmasının sebebi geçen sene bahçedeki gerekli yerlere taşıdığımız toprağın alt bahçeye de dağılması ve serilmesi. Üzerinde henüz ot bitmediği için çamurlaşıyor. Zaten alt giriş kapısına kadar bir yol projemiz vardı ve hazır ustaları yakalamışken  bu konuyu da halledelim istedik.


Yol çizgiler ile işaretlenmiş alana yapılacak. Arsanın bu alt kısmı ile evin olduğu kısım arasında sonradan yaptığımız istinat duvarı  ile yaklaşık 120 cm yükseklik farkı var. Alt bahçeye sol altta görülen merdiven ile iniyorduk ama bu merdivenden yukarı eşya, toprak, kum gibi şeyler taşımak çok zor oluyordu. Eskiden beri aklımızda olan bir çıkış köprüsü projesini de yolla birlikte uygulamaya karar verdik.
Usta ile birlikte önce çizgilerin bulunduğu yerlere ip çektik ve yolun geçeceği yüksekliği tesbit ettik. Yol düz olacak, arazinin eğimlerine uymayacak arazideki çukur yerler doldurulacak, fazlalıklar kazılarak düzeltilecekti. Önce altına taş döşenerek tesviye edilecek, kafes demir üzerine beton atılacak ve kayrak kaplanarak bitirilecekti.  Yol yapılacak alanda fotoğraftan belli olmayan ciddi çukurluklar var ve bu çukurları sağlam bir şekilde doldurmaya kalktığımızda en az bir traktör tesviye taşı gerekiyordu.



Önce alt kısımdaki yol yapıldı ve kayrak kaplandı.
Çıkış köprüsünün başlayacağı noktaya kadar gelindi. Mümkün olan en az eğimi temin etmek için köprünün uzunluğunun beş metre olması gerektiğine karar vermiştik.  Zaten daha fazlası inşaat tekniği açısından da zor olacaktı. Çıkış başlamadan önce yolu da biraz taşla yükseltmeye başlarsak %20 bir eğimle fazla zorlanmadan yukarı el arabası çıkarabilirdik.


Buna göre kalıplar teraziye alınarak çakıldı ve içine demir donatı döşendi.


Betonu döküldü sabah akşam sulandı, ertesi güne kadar beklenip kalıplar sökülmeden kayrak kaplanmaya başlandı.


Kayrak kaplama sonrası...

Köprünün bitmiş hali.

Arkada görülen ambalaj atıkları taşınan eşyalarımızın ve aldığımız bazı
malzemelerin kolileri, köyde çöp toplama hizmeti olmadığı için böyle çöpler genelde yakılarak imha ediliyor ama birkaç gün önce Kaklık - İnişdibi arkasında çıkan ve helikopter ve söndürme uçaklarının hızlı bir çalışma ile büyümeden söndürdüğü küçük bir orman yangınına şahit olunca biz bunları yakmaya cesaret edemedik. Zaten hiç çöp yakmak istemiyoruz bu yüzden başka bir şekilde kurtulmanın bir yolunu bulacağız.

Köprüden yukarı çıkan arabamızla taşınan bitkiler.